Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Ve Cezası

Cumhurbaşkanına hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu‘nun 299. maddesinde “Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir. Bu suç, devletin egemenlik sembollerine ve organlarına karşı işlenen bir suç türüdür. Cumhurbaşkanına yöneltilen hakaret, bu bağlamda devletin saygınlığını zedelemek ve cumhurbaşkanının temsil ettiği devletin manevi değerlerine zarar vermek anlamına gelir.

Bu suç, sadece bireyin özgür ifade hakkını kullanmak adına eleştiri sınırlarını aşması durumunda ortaya çıkar. Yasalar, cumhurbaşkanının devletin maneviyatını temsil ettiğini ve ona gösterilen saygının korunması gerektiğini belirtir. Bu nedenle, cumhurbaşkanına yönelik hakaret içeren ifadeler, devletin sembollerine ve saygınlığına karşı işlenmiş bir suç olarak kabul edilir.

1. Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

Cumhurbaşkanına hakaret suçu TCK m. 299’da şu şekilde düzenlenmiştir:

TCK 299.Madde

“(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar cezalandırılır.

 (2) Suçun alenen işlenmesi halinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.

 (3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.”

Cumhurbaşkanına hakaret suçu, TCK madde. 125’te düzenlenen hakaret suçunun cumhurbaşkanına karşı işlenmesinden ibarettir. Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde belirtilen hakaret suçunun unsurlarıyla örtüşür. Yani, cumhurbaşkanına yönelik hakaret suçuyla ilgili olarak da 125. madde kapsamındaki unsurlar dikkate alınır.

TCK’nın 125. maddesi, genel anlamda kişinin onurunu rencide edecek şekilde sözlü veya yazılı bir şekilde hakaret etmesini yasaklar. Bu madde kapsamında değerlendirilen unsurlar, hakaret suçunun varlığını belirleyen ölçütlerdir. Cumhurbaşkanına hakaret durumunda da bu unsurlar göz önünde bulundurulur; ancak burada önemli olan nokta, suçun cumhurbaşkanına karşı işlenmesidir.

Dolayısıyla, cumhurbaşkanına hakaret suçuyla ilgili değerlendirme yapılırken, 125. madde kapsamındaki unsurların yanı sıra eylemin cumhurbaşkanına karşı gerçekleştirilmiş olması da dikkate alınır.

Hakaret suçuna ilişkin detaylı bilgi almak için “Hakaret Suçu ve Cezası” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

1.1. Alenen Hakaret

Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinin ikinci fıkrası, cumhurbaşkanına yönelik hakaret suçunun alenen işlenmesinicezayı ağırlaştıran bir nitelikli hal olarak düzenlemiştir.

Aleniyet, eylemin gerçekleştiği koşullara bağlı olarak birden fazla kişi tarafından fark edilebilir olması anlamına gelir. Hakaret içeren eylem, genel bir alanda gerçekleşmişse veya birden fazla kişinin fark edebileceği bir ortamda gerçekleşmişse, suç alenen işlenmiş kabul edilir. Bu durumda, eylemin geniş bir izleyici kitlesi tarafından algılanabilir olması aleniyetin gerçekleşmesi için önem arz eder.

1.2. Gıyapta Hakaret

Cumhurbaşkanına yönelik hakaret suçu genel olarak, yokluğunda yani gıyapta işlenir.

Genel hakaret suçunda, gıyapta hakaretin suç olabilmesi ve cezalandırılabilmesi için, hakaret eden kişinin en az üç kişiyle etkileşimde bulunması, yani en az üç kişinin görebileceği, duyabileceği ya da algılayabileceği bir şekilde suçu işlemesi gereklidir. Ancak cumhurbaşkanına hakaret suçunda böyle bir şart aranmaz. Bu durumda, suç gıyaben işlense ve bir kişiye ulaşsa dahi cezalandırılır. Yani, cumhurbaşkanına yönelik hakaret suçunda suçun işlenme şekli veya kaç kişi tarafından duyulduğu cezai yaptırım açısından önemli değildir.

2. Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunun Unsurları

Suçun gerçekleşmesi ve cezalandırılabilmesi için suçun kanunda aranan maddi ve manevi unsurlarının somut olayda gerçekleşmesi şarttır.

2.1. Maddi Unsurlar

  • Fail: Fail, suçu işleyen kimsedir. Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde “Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi” olarak fail tanımlanmıştır. Aynı şekilde, TCK’nın 125. maddesinde de “Bir kimseyi onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil ya da olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi” şeklinde fail tanımlanmıştır. Her iki düzenlemede de özel bir koşul aranmadığından herkes bu suçun faili olabilecektir.
  • Mağdur: Türk Ceza Kanunu’na göre, cumhurbaşkanına hakaret suçunun mağduru doğrudan cumhurbaşkanıdır. Suçun işlenmesiyle doğrudan hedef alınan ve mağdur durumunda olan kişi cumhurbaşkanıdır. Bu suçun işlenmesi durumunda, hakaretin hedefi olan ve saygınlığına yönelik saldırıya maruz kalan kişi cumhurbaşkanı olduğundan, mağdur da cumhurbaşkanı olarak kabul edilir. Bu suç, cumhurbaşkanının şeref ve saygınlığına karşı yapılan bir saldırı olduğu için, doğrudan mağduriyet cumhurbaşkanına yönelik olur.
  • Fiil: Türk Ceza Kanunu’nda cumhurbaşkanına hakaret suçunun işlenmesi için özel bir fiil öngörülmemiştir. Bu suç, serbest bir şekilde işlenebilen ve çeşitli araçlarla gerçekleştirilebilen bir suçtur. Önemli olan, failin sözlerinin hakaret içerdiğinin ve bir cumhurbaşkanına yönelik olduğunun belirlenebilmesidir.

Hakaret suçunun fiil unsuru, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmak, hakaret suçunun fiil unsurunu oluşturur.

Cumhurbaşkanına yönelik olarak kullanılan beddualar ise hakaret olarak değerlendirilemez.

2.2. Manevi Unsurlar

Cumhurbaşkanına hakaret suçunun işlenmesi için failin kasten suçu işlemesi yeterlidir. Yani, failin bilerek ve isteyerek cumhurbaşkanına hakaret etmesi, suçun oluşması için gereken bir koşuldur. Türk Ceza Kanunu’nda bu suçun taksirle işlenmesi ile ilgili bir düzenleme bulunmadığından, suç sadece kasten işlenebilir.

Suçun varlığı, failin bilinçli bir şekilde hakaret içeren bir eylemde bulunmasıyla belirlenir. Dolayısıyla, kasten ve bilerek cumhurbaşkanına hakaret etme eylemi suçun oluşması için yeterlidir, niyet veya amaç aranmaz.

3. Sosyal Medya Yoluyla Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

Sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden yapılan hakaret içeren paylaşımlar, birçok kişi tarafından görülebilir ve paylaşılan içerik geniş bir izleyici kitlesi tarafından algılanabilir. Bu durumda, suçun alenen işlenmesi kriterini sağlanmış olacaktır. Dolayısıyla, sosyal medya üzerinden işlenen cumhurbaşkanına hakaret suçunda, suçun alenen işlenmiş olduğu kabul edilerek, suçun nitelikli hali için öngörülen cezai yaptırımlar uygulanabilecektir.

3.1. Bizzat Yapılan Paylaşımlar Yoluyla Suçun İşlenmesi

Sosyal medya platformlarından cumhurbaşkanına hakaret suçunun fiil unsurunu oluşturabilecek bir paylaşımda bulunulması “Cumhurbaşkanına Hakaret” suçunu oluşturabilecektir. Dolayısıyla sosyal medya uygulamaları üzerinden yapılan bir fotoğraf paylaşımı yahut bir söz bu anlama gelebilmekte ve suçun fiil unsurunu oluşturabilmektedir.

3.2. Paylaşımların Mesajla Yönlendirilmesi Yoluyla Suçun İşlenmesi

Cumhurbaşkanına hakaret içeren paylaşımların, bir mesajla yönlendirilmesi veya desteklenmesi durumunda suç işlenmiş olabilir. Yani, bu tür hakaret içeren paylaşımların bir mesaj veya yönlendirmeyle desteklenmesi, suçun varlığını ortaya çıkarabilir. Eğer bir kişi, cumhurbaşkanına hakaret içeren bir paylaşımı destekleyici bir mesajla paylaşıyorsa, bu eylem suç oluşturabilir ve hakaret suçunu kapsayabilir. Bu durumda, paylaşımın içeriği ve paylaşımın yapıldığı bağlamın da değerlendirilmesi gerekebilir.

3.3. Paylaşımların Beğenilmesi Yoluyla Suçun İşlenmesi

Sosyal medya sitelerinde gönderileri beğenme, favorilere ekleme, kendi hesabında paylaşma gibi farklı seçenekler mevcuttur. Bu bağlamda, cumhurbaşkanına hakaret içerikli bir paylaşımı like, fav gibi sosyal medya reaksiyonlarıyla beğenen kişinin suç işlemiş olup olmadığı merak konusu olmaktadır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 17.11.2014 Tarih, 2013/5598 Esas, 2014/33171 Karar sayılı kararında hakaret içerikli paylaşımı beğenmenin, internet ortamında paylaşılmadığı veya başkalarına aktarılmadığı takdirde hakaret suçunun unsurlarını oluşturmayacağına karar vermiştir. 

Dolayısıyla cumhurbaşkanına hakaret içerikli bir paylaşımı başkalarına aktarmaksızın yalnızca beğenmek suçu oluşturmaz.

4. Eleştiri Ve İfade Özgürlüğü

Türk Ceza Kanunu madde 26’ya göre; “Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez.” Bu nedenle, suçlamalarda ifade özgürlüğü de dikkate alınmalıdır ve suçun ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Düşünce özgürlüğü; düşünce ve kanaatlerin çeşitli yollarla açıklanabilmesi ve yayılması hürriyetidir. Düşünce özgürlüğü ayrıca kişinin, düşüncesini açıkladığı andan itibaren hem düşüncelerinin içeriği hem de bunları açıklama şekilleri bakımından güvence altında olmasını da kapsar.

Bu durumda, bir kişinin cumhurbaşkanına hakaret etmesi, düşüncelerini ifade özgürlüğü kapsamında koruma altına alabilir mi, yoksa cezalandırılabilir mi sorusu önemlidir.

İfade özgürlüğü mutlak bir hak değildir ve kamu barışını koruma amacıyla belli sınırlamalar getirilebilir. Yani, ifade özgürlüğü, diğer hak ve özgürlükler gibi sınırlanabilir ve bazı durumlarda suç işlenmiş sayılabilir. Burada, ifade özgürlüğü ile hakaret suçu arasındaki denge gözetilir ve suçun içeriği, ifade özgürlüğü ile çelişki oluşturacak düzeyde mi değil mi değerlendirilir. Kamu düzeni, hakların dengelemesi ve suçun niteliği gibi faktörler bu tür durumlarda önemli rol oynar.

4.1. Siyasi Eleştiri Özgürlüğü

İfade özgürlüğü demokratik toplumların temelinden biridir ve bu özgürlük, kırıcı, şok edici veya rahatsız edici ifadeleri de içerir. Siyasi figürler, üst düzey bürokratlar veya kamuya mal olmuş kişiler, diğer bireylerden daha ağır eleştirilere maruz kalabilirler. Siyasi eleştiri özgürlüğü de bu bağlamda bir hakkın kullanımını temsil eder.

Siyasi eleştirilerde kullanılan ifadelerin hakaret mi yoksa ağır eleştiri mi olduğu, toplumun genel normları ve hukuki çerçeve ile değerlendirilir. Bireylerin ifade özgürlüğü ile cumhurbaşkanının onuru, şerefi ve devletin saygınlığı arasındaki denge, mahkemeler tarafından belirlenir. Bu denge, yargı mercilerinde incelenir ve ifade özgürlüğü ile kişisel onur ve devletin saygınlığı arasında bir denge kurulmaya çalışılır.

4.2. Kamu Hizmetleri Hakkında İfade Ve Eleştiri Özgürlüğü

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde Cumhurbaşkanı siyasi bir figür olarak hükümetin başında yer alır. Bu nedenle, bireyler Cumhurbaşkanı’nın yaptığı hizmet ve eylemleri yakından takip eder ve kendi bakış açılarıyla siyasi yorumlar ve eleştiriler yapabilirler. Ancak bu eleştirilerin ifade özgürlüğü içinde kalması, hakaret içermemesi ve belirli sınırlar içinde olması önemlidir. Bu şekilde, bireylerin siyasi süreçlere katılımı ve düşüncelerini ifade etme özgürlüğü korunmuş olur.

Cumhurbaşkanı hakkında eleştiri yapılırken ölçülü olmak ve hakaret içeren ifadelerden kaçınmak gerekmektedir. Zira bu eleştiri ve yorumlar genellikle dikkatle takip edilmekte ve zaman zaman soruşturma konusu yapılabilmektedirler.

Soruşturma ve yargılama süreçlerinde, eleştirinin hakaret boyutuna varıp varmadığı değerlendirilir. Bu süreçlerde ölçülülük önemlidir ve kişilerin eleştiri hakkı ile birlikte mağdurun onuru ve saygınlığı arasında denge kurulmaya çalışılır. Bu çerçevede, ifade özgürlüğü ile başkalarının onurunu ve saygınlığını koruma arasında hassas bir denge sağlanmaya çalışılır.

Kamu hizmetlerini eleştirirken cumhurbaşkanına yönelik hakaret içeren ifadeler kullanmak, cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturabilir.

4.3. Yazılı, Görsel Ve Sosyal Medyada Haber Ve Bilgi Paylaşımı

Yazılı, görsel ve sosyal medya üzerinde paylaşılan haber ve bilgiler, Yargıtay’ında vurguladığı gibi, yargılamaya konu ifadenin içinde geçtiği konuşmaların bütünü ile birlikte ve söylendiği bağlamdan kopartılmaksızın olayın bütünselliği içerisinde değerlendirilmelidir. Yargıtay konuya ilişkin bu görüşü ile konuşmanın veya yazının içinde geçen ve olumsuz anlam içeren kelimelerin kanaat oluşturmak için tek başına yeterli olamayacağını vurgulamaktadır.

Yargıtay’ın kararları, gündemdeki konular hakkında kamu yararı taşıyan bilgilerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Ancak, bu durum, özgürlük çerçevesinde ölçüsüz ifadelerde bulunmanın kabul edilebilir olduğu anlamına gelmez.

5. İfade Özgürlüğünün Sınırlandırılması

Bir ifadenin suç teşkil edebilmesi için düşünce özgürlüğü ile koruma altına alınan alanın dışına çıkılmış olması gerekir. Bir başka deyişle, ifade edilen düşüncenin artık hukuka uygun olmaması gerekir. Bu noktada ifade özgürlüğü hakkının nasıl sınırlandırılabileceği gerek Anayasa Mahkemesi gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından çeşitli kriterler kullanılarak değerlendirilmektedir.

5.1. AİHM Kriterleri Ve Kararları

AİHM, sözleşmeye uygun bir müdahaleden bahsedebilmesi için aşağıdaki kriterleri aramaktadır:

  • Müdahalenin kanuna dayanması
  • Müdahalenin meşru bir amaç için yapılması
  • Müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olması
  • Müdahalenin ölçülü olması

Özellikle de müdahalenin zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca karşı gerçekleştirilmesini ve ölçülü olmasını aramaktadır. Özellikle ifade özgürlüğü bağlamında zorlayıcı toplumsal ihtiyaç kavramı ele alındığında ise, ifadenin gerçekleştirilmesi sonucu toplumda bir zarar meydana gelmesi ihtimalinin ilgili ve yeterli kanıtlarla ortaya koyulması aranmaktadır.

Mahkeme çok seslilik, hoşgörü, tolerans gibi demokratik toplumun gerekliliklerine dayanarak aleyhe olan, sert bir dille yapılmış ve çarpıcı açıklamalar ile rahatsız eden haber ve düşünceleri dahi bu hakkın kapsamı içinde değerlendirmişken, şiddete teşvik edici ve şiddeti övücü eylemleri bu özgürlük alanının dışında tutmuştur.

5.2. Anayasa Mahkemesi Ve Yargıtay Kararları

Anayasamızın 26. maddesinin 2. fıkrasına göre bu hakkın kullanılması ancak “milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, cumhuriyetin temel nitelikleri ve devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi” amaçlarıyla sınırlanabilir. Bu hürriyetin kullanımına dair şartlar da ancak kanunla düzenlenebilir.

Anayasa’da yer alan bu sınırlama rejimi, AİHM’in buna ilişkin değerlendirmeleriyle benzerlik göstermektedir. Anayasa Mahkemesi’ne göre sınırlamanın aşağıdaki kriterleri sağlaması gerekmektedir:

  • Bir kanuna dayanması,
  • Anayasa’da gösterilen sebeplerden biri için yapılması, (md. 26/2)
  • Demokratik bir topluma uygunluğu,
  • Ölçülülük.

Yargıtay’ın güncel içtihatlarında, AİHM’in ifade özgürlüğüne ilişkin tespit ve ölçütlerine yer verilmektedir. İfade özgürlüğünü demokratik toplumun temel unsurlarından biri olarak kabul eden Yargıtay, ifade özgürlüğünün mutlak bir hak olmaması sebebiyle sınırlandırılabileceğini kabul etmekle birlikte, bu sınırlandırma sebeplerinden en önemli ikisinin, AİHM içtihatlarında yer alan “şiddeti teşvik eden söylemler” ile “nefret söylemleri” olduğunu belirtmektedir.

Cumhurbaşkanına hakaret suçu bakımından Anayasa Mahkemesince genellikle “kamu düzeni” ve “kamu güvenliği” kavramları gerekçe gösterilerek ifade özgürlüğünün sınırlandırılması meşru görülmektedir. Ayrıca genellikle bu suçu oluşturan eylemler nefret söylemi kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte olmakta bu kapsamda ifade özgürlüğünün dışına çıkılmaktadır.

6. Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunda Soruşturma Ve Kovuşturma

6.1. Şikâyet

Türk Ceza Kanunu’nda hakaret suçu genel haliyle şikâyete bağlı bir suçken, cumhurbaşkanına hakaret suçu şikâyete tabi değildir. Bunun temel sebebi, Cumhurbaşkanının devletin en üst düzeydeki temsilcisi olmasıdır ve bu nedenle cumhurbaşkanına yönelik hakaretin, devletin ve toplumun genel saygınlığına zarar verebilecek potansiyelde olmasıdır.

Bu sebeplerle, cumhurbaşkanına hakaret suçu, genel şikâyet şartını taşımayıp doğrudan ceza kovuşturması başlatılabilen suçlar arasında yer alır. Yani, mağdurun şikâyetine gerek olmadan doğrudan soruşturma ve kovuşturma süreci başlatılabilir. Bu yaklaşım, devletin ve toplumun genel saygınlığını koruma amacıyla özel bir düzenleme olarak kabul edilir.

6.2. Soruşturma

Cumhuriyet Savcısı, cumhurbaşkanına hakaret suçunun işlendiği yolunda bilgi yada ihbar aldığında derhal soruşturma başlatır. Bu süreçte, şüphelinin lehine ve aleyhine tüm delilleri toplar.

Soruşturma aşaması sonucunda yeterli delil elde edilmesi durumunda Cumhuriyet Savcısı, iddianame düzenler ve dava açılmasını talep eder. Ancak yeterli delil bulunmaması veya suçun işlenmediğine dair yeterli kanıt olmaması durumunda Cumhuriyet Savcısı, takipsizlik kararı verir ve dava açılmaz. Bu süreçte delillerin değerlendirilmesi, yasal prosedürlerin takibi ve adaletin sağlanması için savcının sorumluluğundadır.

6.3. Kovuşturma

  • “Adalet Bakanının İzni” Şartı

TCK 299. maddesinin 3. fıkrası gereğince bu suça ilişkin kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine tabi tutulmuştur. Dolayısıyla kamu davasının açılabilmesi için Adalet Bakanının izni gerekmekte olup bu bir kovuşturma şartıdır.

Suçun cezası bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasıdır. Suçun alenen işlenmesi halinde bu ceza altıda biri oranında arttırılır.

  • Görevli Mahkeme

Görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemeleridir.

  • Yetkili Mahkeme

Yetkili mahkeme suçun işlendiği yer mahkemesidir. Ancak görsel veya işitsel yayınlardan dolayı yetkili mahkeme yayın merkezi veya mağdurun eylemi duyup işittiği yer mahkemesidir.

6.4. Zamanaşımı

Suç dava zamanaşımı süresi olan 8 yıllık süre içerisinde suç resen soruşturulabilir ve kovuşturulabilir.

7. Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunda Uygulanacak Koruma Tedbirleri

Cumhurbaşkanına hakaret suçuna ilişkin bir koruma tedbirlerine başvurulabilmesi için mutlaka kanunda aranan şartların gerçeklemiş olması gerekir.

7.1. Gözaltı Ve Yakalama Tedbiri

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda  yakalama ve gözaltı koruma tedbirleri düzenlenmiş olup, bu tedbirlere başvurulabilmesi için mutlaka kanunda aranan şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilmelidir. Yalnızca suçun işlendiği gerekçesiyle yakalama ve gözaltı tedbirlerine başvurulması ölçülü olmadığından hukuka da aykırı olacaktır.

Yakalama ve gözaltı tedbirleri hakkında detaylı bilgi edinmek için Yakalama ve Gözaltı Tedbirlerine İtiraz başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

7.2. Tutuklama Tedbiri

Tutuklama en son çaredir ve kanunda ağır şartlara bağlanmıştır. CMK’nun 100. maddesine iki unsur aramış bunlardan biri şüphelinin/sanığın o suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, diğer hal ise tutuklama nedeninin yani şüphelinin/sanığın kaçması, saklanması veya kaçma şüphesini uyandıran somut haller bulunması veya şüpheli veya sanığın delilleri yok etme, gizleme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunmasıdır.  Ayrıca CMK 100. madde içeriğinde yer alan katalog suçlardan birinin somut olayda olmasının tutuklama nedeninin varlığına ilişkin ciddi bir karine yaratacağı söylenmiştir. Cumhurbaşkanına hakaret suçu katalog suçlar arasında da sayılmamıştır.

Her ne kadar cumhurbaşkanına hakaret suçu, üst sınırı itibari ile tutuklama yasağı olmayan bir suç olsa da tutuklama kararı verilebilmesi için kanunda aranan şartların gerçekleşmesi şarttır. Ayrıca ölçülülük ilkesine de dikkat edilmelidir.

 


WhatsApp
Hemen Ara